|
Saat gecenin üçü... Halen aðlýyorum ve sanki hiç dinmeyecekmiþ gibi geliyor gözyaþlarým. Biri görse ya da bilse dalga geçecekmiþ gibi hissettiðimden, çok zor yazýyorum aslýnda bu satýrlarý da. Öyle ya, aðladýðýn þey ne ki? Ýlahi sen de, aðlayacak baþka derdin mi yok? Anlaþýlan hayatýnda hiç baþka acý yaþamamýþsýn. Aðlýyorum. Çünkü Ökkeþ'le ayrýlýyoruz. Pek çok sebepten dolayý, artýk evimizde yaþayamýyor. Ve ben ona öylesine alýþtým ve onu öyle çok seviyorum ki, aklým günlerdir sadece bu ayrýlýða bir çözüm bulma yolunda çalýþýyor. Bulamýyorum. Hissettiðim çaresizliði tarif etmenin yolu yok. Seneler önce Karþýlaþma isimli bir yazý yazmýþtým. Ruhen çökmüþ, kendini yalnýzlýða mahkum etmiþ, insanlardan kaçan bir genç kýzýn, sokakta bulduðu, sýrýlsýklam, aç, çaresiz kedi yavrusuna kucak açmasýný ve o kedi yavrusuyla birlikte nasýl hayata geri döndüðünü anlatan bir yazýydý. Bu yazý sonradan senaryolaþtýrýldý ve bir kedi yavrusuyla birlikte ben oynadým o kýsa filmde. Aklýmýn ucundan bile geçirmezdim benzer bir durumu gerçekten yaþayacaðýmý. O dönem sokakta bir kedi bulmamýþtým. Hayal gücümle yazmýþtým her bir satýrýný. Ama benim de hayatýmda zaman zaman karþýlaþtýðým bir þeyler olmuþtu beni hayata baðlayan. Bazen bir kitap, bazen bir olay, bazen küçük bir çocuðun boynuma sarýlýp beni özlediðini söylemesi, bazen martýlarýn çýðlýk çýðlýða tutunuþlarý hayata, bazen yanýndan geçip giderken gýdýsýný okþadýðým bir kedi... Sonra bir gün yine hiç aklýmda yokken Ökkeþ çýkýverdi karþýma. Gözlerimin içine öyle bir baktý ki -belki de ben o an gözlerimin içine o denli sevgiyle bakacak bir canlýya hasrettim ve bana öyle geldi- onu katýverdim hayatýma. Kucaðýmda büyüdü. Ýlk kez dolabýn üzerine çýkabildiðini müjdeledim arkadaþlarýma. Yaptýðý yaramazlýklarý anlattým içim pýr pýr ederek. Çiþini bir kez bile kumundan baþka bir yere yapmadýðýný anlattým övünerek. Her an her dakika onu anlatmak istedim. Gülseler de çok garipsemediler, çünkü alacaklýydým hepsinden. Senelerce hepsi bebeklerinin ilklerini paylaþmýþ benimle, ben de en az onlar kadar heyecanla karþýlamýþ ve sevinmiþtim geliþmelerine. Göz yumdular bu yüzden benim bu garip halime. Þimdi bir insan yavrusu olmasa da, bir yavru büyüyordu evimde. Çocuk sahibi olmak konusunda tereddüdü olan mutlaka bir kedi beslemeli diyordum. Çünkü sabah uykusuna düþkün olan ben her sabah gün doðarken tek kelime sitem etmeden yataðýmdan kalkýyor ve Ökkeþ'in sütünü ýsýtýyordum. Onun, sütünü içtikten hemen sonra koynuma sokulup, mýkýrdanarak bana teþekkür etmesi yetiyordu. Kumunu temizliyor, suyunu sürekli yeniliyor, mamasýný özenle paketlerin üzerlerini okuyarak seçiyordum. Çok büyük bir sorumluluktu benim için ve bu sorumluluðu hakkýyla yerine getirmek güç katýyordu gücüme. Çünkü muhtaçtý bana ve ben ona karþý olan sorumluluklarýmdan birini yerine getirmesem, baþýnýn çaresine bakacak durumu yoktu. Bebekti. Koþar adýmlarla gidiyordum evime. Kapýdan girdiðimde özlemle kucaðýma atlayacaðýný hayal ederek, beni ona geciktiren kýrmýzý ýþýklara sinirleniyordum içten içe. Benimle beraber televizyon seyrederken bir yandan patisi ile saçlarýmý çekiþtirmesi yetiyordu tüm günün yorgunluðunu ve stresini atmama. Ona aldýðým masmavi yataðý ve ergonomik sepeti hiç kullanmamýþ olmasýna gülüyordum, onun her akþam gidip önce çamaþýr leðeninde sonra da ayakucumda yatýþýna ya da son derece rahatsýzmýþ gibi gelen bir pozisyonda uyuyakalýþýna bakarak. Mamasýnýn önce sarý (patatesli), yeþil (bezelyeli) ve kavuniçi (havuçlu) kýsýmlarýný yiyip, kalan kahverengileri sona býrakmasýna bayýlýyordum. Bir yavru büyüyordu gözümün önünde ve kendi alýþkanlýklarý, kendi seçimleri, kendi huylarý vardý. Bir yavru büyüyordu ve onun büyümesinde benim emeðim vardý. Ýki kilodan iki bucuk kiloya çýkýþýný sevinç çýðlýklarý atarak karþýlýyordum. Baþka kedi ya da köpek sahipleriyle sohbetler ediyordum saatlerce býkmadan. Birbirimizin aðzýndan lafý kaparak, hemen kendi kedi ya da köpeklerimizi anlatýþýmýza içten içe gülüyordum. * * * Þimdi ayrýlýk aþamasýndayýz. Bir süre onu tamamen ya da bir süreliðine sahiplenecek birilerini aradým. Bulamadým elbette. Oysa bakýyordum, etrafýmda kedi arayanlar vardý. Hatta kedi dostlarý için kurulmuþ sitelerde binlerce mesaj dolanýyordu ortalarda. Ama herkes nedense(!) bir Ýran kedisi arýyordu. Kediseverler ve Ýranseverler olarak ikiye ayrýlýyorduk demek. Çantasýnýn ille de Gucci olmasýný isteyen, iç çamaþýrý Topsecret olmazsa giymeyen, modeli ne olursa olsun ille de cip kullananlarla, mahallesindeki çantacýdan iki dakikada uðrayýp rastgele bir çanta alan, yeri geldiðinde pazardan da kendine "don" seçen, yeter ki götürsün diyerek otomobile binen ayrý dünyalarýn insanlarýydýk demek. Irkçýlýk sadece zenci-beyaz ayrýmýnda, sadece Müslüman-Gayrimüslim durumlarýnda, sadece Yunan-Türk düþmanlýðýnda yoktu. Ýnsanoðlu sevdiklerine karþý da sürdürüyordu ýrkçýlýðýný. Ve sadece basit(!) bir sarman olan Ökkeþ, bu yüzden kendine bir yuva bulamýyordu. En kýsa sürede yeni düzene geçmeye karar vererek ben, yarýn sabah onu yeniden, dayanamayýp bu akþam geri aldýðým kedi kulübesine býrakacaðým mecburen, bir süreliðine bile sýcak bir yuva saðlayamadýðýmýz için. Ve o kedi kulübesinin olduðu sitede, yakýn bir zaman önce üç kediyi zehirleyerek öldüren diþi bir canavar, kendisine her pisi pisi diyene, hoplaya zýplaya giden Ökkeþ'e de ayný þeyi yapmasýn diye uykusuz geceler geçireceðim. Ve biliyorum Ökkeþ, özlemle bekleyecek onu gelip geri alacaðým günü. (Ökkeþ, uykusuz geçen bu gecenin sabahýnda, apar topar yeni bir ev tutmamla birlikte, yeni evine, evimize yerleþti ve aylardýr çok mutlu ve huzurluyuz!)
|