Üye Ol



Ana Sayfa Yap Arkadaşına Gönder Bize Ulaşın Bu sayfayı Yazdır Yardım Özel Mesaj Davet Gönder E-kart Gönder Kedimi Ekle
 
 


 
Bir Kültür Sanat Kedisi: Sevin Okyay

Radikal gazetesinde kültür sanat yazıları arasında "vakti geldikçe" kedi ailesi ve maceralarını okurlarıyla paylaşan yazar, çevirmen, radyo programcısı Sevin Okyay, Miyavlar.com’a konuk oldu.

Yazılarınızdan takip edebildiğimiz kadarıyla sizi çepeçevre kuşatan, trafiği yüksek bir kedi popülasyonu var. Şu anki tayfayı tanıyabilir miyiz?

Şu anki tayfa, dört elemandan oluşuyor: Marme, Cincin, Duman ve Boncuk.

Marme, evin en eski kedisi. Ben Caddebostan’dan buraya kardeş olan iki kedim Dodi ve Şapşi ile taşınmıştım. Marme ise bizden önce evde oturanların küçük kedisiydi. Boşanmaya karar verince kediciklerini bir kap mamayla bahçeye bırakıp gitmişler. Cesur bir kızdı ama, ayakta kaldı, bahçe kedisi oldu. Kedilerime de ilk andan itibaren işgalci gözüyle baktı, her fırsatta hem içeri girdi, hem onları dövdü. Biz buradayken yirmi bir yavrusu oldu. Çok sevdiğim Tıstıs ve George da dahil, dördünü sokak köpeklerine kaptırdık. Geri kalanları salimen dağıttık. Kedim Dodi, bizde misafir olan Ginger diye bir kediyi kıskanıp evden kaçınca, Marme’yi içeri aldık ama ancak Şapşi öldükten sonra rahat etti.

Siyah-beyaz, “Erenköy Kartalları”nın mensubu Cincin, Dodi’ye çok benziyor. Dodi’nin kayboluşu beni çok üzmüştü, kıymetlimdi çünkü. Kim bilir hangi kedisel dert için gittiğim Can Dostum’da onun tıpatıp modeli üç aylık bir yavru gördüm, melek gibiydi. Gerçi kızım Elif, “Sen onlara bakma, şimdi meleğe benzerler, sonra ne olacakları belli olmaz,” dedi ama, laf dinlemedim. Şu anda gördüğüm en psikopat kedinin sahibiyim. Çok da seviyorum. En beklemediğin anda ısırıp tırmalar ama bir yere de gidecek olsun çok üzülür.



Duman ile Boncuk kardeş. Duman’ın rengi, adı gibi, beyazla süslenmiş duman rengi. Boncuk ise üç renkli bir kız. Ona önce Pastel dedik, seslenmesi zor diye “Rengin”e çevirdik. Gelin görün ki küçük kızımız, Remziye ablası ile birlikte yatıyor. Remziye de, bütün kediler gibi, ona da “Boncuk” diyor. Bu iş de böylece çözümlenmiş oldu. Aslında biz evde iki kedimiz varken iki kedi daha almaya hiç hevesli değildik ama çok sayıda kedi besleyen bir hanım, bir-iki günlüğüne diye bizi kandırıp onları getirdi, bıraktığı gibi arazi oldu. Bir süre bahçede besledik, ancak köpeklerden korktuğumuz için önce kızı, sonra oğlanı içeri aldık. Mayıs’ta iki yaşında olacaklar.

Ev ve bahçe dengesini nasıl koruyorsunuz?

Bahçedekileri mümkün mertebe içeri almadan sevip beslemeye çalışıyoruz. Zaten Marme de evin kediyle dolmasından hiç memnun değil, bütün yabancıları kovalıyor. Mahallenin sevgilisi, bizim Alyoşa dediğimiz bir Tekir kedimiz vardı, kısa süre önce jip altında kalıp öldü. O, başı sıkışınca geceleri eve gelirdi. Çok severdim, çok özlüyorum. Bütün sokak özlüyor, benden başka da Tekirciğe bakanlar vardı. İkinci kaybımız, Duman ile Boncuk’tan biraz küçük olan, turuncumsu sarı Marme’yle neredeyse aynı renkteki Sarı Kız. Bahçedeki kedilerin başına çeşitli işler gelmesinden bezdiğim için, daha mesafesiz bir isim koymak istememiştim. Gene de kızımızı koruyamadık. Bütün yaz, açık pencereden girip çıkmıştı. İçeri girmek istiyordu ama, Tekir ile küçücük evde beş kedimiz olduğu için alamıyordum. Kayboluşundan sorumluluk duyuyorum. Bahçe hizmetimiz, hep dolu bir mama kabı, hep dolu bir su kabı, kendini okşatan elemanları bol bol sevmek.

Kedilerizin hepsi sokakta doğmuş, yolları sizinle keşismiş kediler. İlk kez kedi sahibi olmayı düşünen ve "sokak" kedisi fikrine alışamayan,  cins kedi konusunda saplantılı olan bir kesim var. Sizce sokak kedilerinin cins kedilerden bir farkı var mıdır? Varsa nedir?

Sokak kedilerinin, benim tecrübem dahilinde cins kedilerden bir farkları var. Bakımları daha kolay. Benim tek bir cins kedim oldu, onu da halamın kızı almıştı. Leydi, bir Siyam’dı. Doğrusu o gözlerin güzelliğine denecek şey yok, ama biraz salakçaydı. Mutlaka hepsi böyle değildir. Dahası, kendini tanrı sanıyordu. Cins kediye bir şey beğendirmek zordur. Hoş, bir süre sonra bütün kediler tepenize çıkar ama, ben esas kediler, “sokak kedisi” tabir ettiğimiz, cins olmayan kedilerdir diye düşünüyorum. Kedi zaten güzel hayvandır, temizdir. Bunun cinslikle ilgisi yok. Sokak kedisi alın, onlar da kedi, onlar da güzel. Bir kediden beklediğiniz her şeyi onlardan da bulursunuz. Hem de onları kurtarmış olursunuz. Yaş ortalamalarının iki yıl olduğu söyleniyor ama, bazı yerlerde, artık köpekler ciddi şekilde kedi öldürmeye başladığı için, o kadar da yaşayamıyorlar. Yalnızca o değil, trafik ve hava şartları da kediler için öldürücü olabiliyor.

Özellikle İstanbul gibi büyük şehirlerde sokak hayvanları nüfusu oldukça fazla. Biz hayvanlarla içiçe yaşamayı sevsek de büyük kısmı açlıktan, kazalardan ve hastalıklardan dolayı büyüyemeden ölüyor. Belediyelerin nüfus planlama işine eğildiklerini söyleyemeyiz. Miyavlar.com'da sahipsiz kediler için ücretsiz kısırlaştırma kampanyası düzenliyoruz. Yıllardır kış aylarında 2 haftada bir düzenli olarak adalardaki hayvanlara tonlarca mama taşıyoruz. Ama bunlar yeterli olmuyor. Sizce başka neler yapılabilir?

Miyavlar.com’da yaptıklarınızı çok beğeniyorum. Seçimlerden önce, belediye başkan adaylarından hayvan haklarını gözetecekleri yolunda imza alınmıştı. Ne yazık ki, umut edildiği kadar yüksek bir katılım olmadı. Zaten bir kısmı da seçimi kazanmadı. Belki diyorum, belediyeleri zorlamanın bir yolu bulunabilir. Yani, bu İslamcı hükümetle, peygamberin cüppesinin kolu örneğiyle de kedilerin durumunu kurtaramıyorsak, ne yaparız, bilemiyorum.

Kedi sanatın birçok dalında diğer hayvanlara nazaran daha çok öne çıkan bir hayvan. Ama sinema söz konusu olunca sanırım köpek daha çok rol kapıyor. Bu köpeklerin daha çok söz dinlemesiyle mi alakalı? Sizce kediler de eğitilebilir mi?

Sanmıyorum, doğrusu. Kaprisli bir oyuncu olurdu, canı isteyince yapar, istemeyince yapmaz. Söyleneni dinlemez. Filmlerde genelde köpekler dost, kediler ise en iyi ihtimalle güvenilmez yaratıklar oluyorlar. Ya da, Ali Poyrazoğlu’nun konuştuğu kötü kediler...

Bize tavsiye edebileceğiniz güzel kedili filmler var mı?

Doğrusu, aklıma gelmiyor. Garfield’i de sevmem. Tembel, beş para etmez bir yaratık olduğunu düşünüyorum. Çizimlerinde daha sevimliydi, ama filmlerde o sevimliliği kaybetti gibi geliyor.

Peki önerebileceğiniz kedili kitaplar hangileri?

Kedili kitaplar deyince aklıma ilk olarak, insanların kendi kedileri ve genelde diğer kediler hakkında yazdığı bir tür anı kitapları olan kitaplar geliyor. Felidae dizisi ise, ayrı mesele. Ben başından beri, Akif Pirinççi’nin aslında kedi sevmeyen biri olduğunu düşündüm. Senin söylediğin “9 Canlı Kedi Edward”ı ise maalesef okumadım. Hemen edinip okuyacağım.

Festival mevsimi kedi mevsimi diyorsunuz. Bu hafta 28. Uluslararası İstanbul Film Festivali başladı. Kaçırırsak üzüleceğimiz 5 film hangileri olur sizce?
Zamana ve Şehre Dair
Yuva
Milk
Somers Town
Liverpool

Son ikisi, tahmin.

Fotoğraflar: Pınar İlkiz


09 Nisan 2009

  Yorumlar (0 adet)
Yorum Yaz  
   İyi ki Doğdun:  Prenses , Kadir , Çaki , Gizmo , Kızım , Turunç , Efe , Pöti , Karamel , Pamuk , Mahmut
Tasarım ve İçerik ZERON Üyelik Sözleşmesi, Kullanım Şartları ve Copyright © 2006