Üye Ol



Ana Sayfa Yap Arkadaşına Gönder Bize Ulaşın Bu sayfayı Yazdır Yardım Özel Mesaj Davet Gönder E-kart Gönder Kedimi Ekle
 
 


 
Candan Erçetin: Kadınlar Kedi Gibidir

ben özlemedim ki seni
kedi özledi
çağır onu gelsin diye
bana kedi söyledi
...
ben istemedim gitmeni
kedi istedi
sonra pişmanım diye
bana kedi söyledi

Son yıllarda duyduğumuz en güzel 'bahane' herhalde budur. Türk Pop müziğinin en güçlü kadın seslerinden Candan Erçetin, sözlerini Aylin Atalay'ın yazdığı Bahane'yi okuyunca, özlemini bir kedi üzerinden anlatan bu şarkı onu çok heyecanlandırmış  ve üzerine müzik yazıp Melek albümüne almış.

3 köpeği ve 2 kedisiyle birlikte yaşayan Candan Erçetin, hayvanlara karşı duyarlı bir sanatçı. G
eçen sene sokak hayvanları yararına ülkemizde ilk kez düzenlenen konsere de gönüllü katılmıştı. Candan Erçetin ile kalabalık aile hayatı, kadın erkek ve kedi köpek ilişkileri üzerine mırrlaştık.

Tüylü dostlardan oluşan ailenizi tanıyabilir miyiz?

Wolfgang, 2 Ağustos 1999 doğumlu erkek Alman Kurdu, biz onu Wolf ya da Wolfi diye çağırıyoruz. Hem sevincini hem de itirazlarını bir tür şarkı söyleyerek anlatıyor, “dağ başını duman almış” marşında çok heyecanlanıyor ve bahçede tur atmaya başlıyor. Maalesef kedilerle arası hiç iyi değil.

Lolita, kısaca Lolla, Wolf’ün kız kardeşi, kendini insan zanneden 50 kiloluk bir hanımefendi, doğum yaptıktan sonra fazla kilolarından bir türlü kurtulamadı o bakımdan her gün koşu bantında 1 saat geçiriyor ama sonuç hala pek içaçıcı değil. En sevdiği şey yemek ve ne olursa, bir alman kurdu için hiç doğal değil ama benimle birlikte salatalık bile yiyor, yumuşak yerde yatmaktan hoşlanıyor.

Eros, 28 Ocak 2006 doğumlu erkek Golden Retriever, Wolf ve Lolla ile büyüdü tabii ki ilk eğitimini onlardan aldı, arada  Wolf’ten birkaç tokat yedi ama bu sayede çok terbiyeli ve yakışıklı bir genç erkek oldu. 5 aydır Trakya’da bir köy evinde yaşıyor, sürekli evden kaçıp köyden arkadaşlarıyla haylazlık yapıyor

Blanche, 2002 doğumlu  çinçilla kızımız. Melek klibinde oynayan Vecdi’nin annesi ve 2003 Açıkhava konserlerinde “Bahane” şarkısıyla sahneye çıkan hanımefendi. Ofisimizde yaşıyor, bilgisayar klavyesinin üzerine yatmak suretiyle Meltem’e çalışmalarında yardım ediyor, bir de toplantı masasına uzanarak iş görüşmelerimize katılmayı seviyor.

Beyazıt 2007 doğumlu Vecdi’nin oğlu beyaz çinçilla, iran kırması. Eros’a kafa tutup el kaldıracak kadar cesur ve kendini bilmez bir bebek, o da çiftlikte yaşıyor ve şimdiden küçük fareler avlayarak hepimize hediye ediyor.

Halk arasında “kedi köpek gibi kavga etmek” diye bir deyiş vardır. Hem kedi hem köpek sahibi olarak siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Wolf güçlü ve sert mizaçlı bir oğlan ve hareket eden herşeyin peşinden koşup yakalamak istiyor, bazı kediler de  kovalandığında kaçmak yerine durup diklenmeyi tercih ediyor, her iki hayvan da tamamen doğasına uygun davranıyor ancak sonuçta ortaya bir kavga çıkıyor ve tabii ki kuvvetli olan kazanıyor. Bu aslında insan ilişkilerinde de böyle ama insanlar bunu örtbas etmesini biliyor. Hayvanlarda ise yalan yok gerçekler tüm açıklığıyla ortada kalıyor.

Melek albümünüzde harika bir bahaneden bahsediyorsunuz. Bu güzel bahane nasıl çıktı ortaya?

Bu bahane aslında sözleri yazan Aylin Atalay’ın bahanesi ama özlemini başka bir canlının üzerinden anlatma fikri beni de çok heyecanlandırdığı için bu sözlere müzik yazmayı ve şarkıyı söylemeyi istedim.

Kedi ve köpekleriniz müzik seviyorlar mı? Tercih ettikleri bir tarz var mı?

Vallahi demin de dediğim gibi Wolf “dağ başını duman almış” marşından çok etkileniyor, seyrek de olsa konserlere götürüyorum ikisi de uslu uslu konser izliyorlar.
Blanche’ı bir kez konsere götürdüm hatta sahneye de birlikte çıktık ama her kedi gibi istemediği bir şey olduğu için tırnaklarını boynuma geçirip öyle tutundu hayata, birinci parçanın sonunda da içeriye aldık kendisini. Bir de aslen bir arkadaşımın ama maalesef ev sahibi istemediği için 3-4 yıllığına baktığım Şila adında duman rengi bir iran kedim vardı onu da “oyalama artık” klibinde oynatmıştık. Klipte oynayana kadar ağzına bir lokma yemek koymamıştı ancak rolünü tamamladıktan sonra rahatlayıp yemek yemişti.

Birçok sanatçının, müzik alanında olsun, resim, edebiyat alanında olsun yanlarında kedilerini görüyoruz, eserlerinde kedi çıkıyor ortaya. Kedi çok estetik bir hayvan ama sizce kedinin sanatla daha farklı bir bağı olabilir mi?

Kedinin hem görsel sanatlarda hem de edebi anlatımlarda sıkça yer aldığını biliyoruz, kedi çok estetik bir varlık ve karşı konulamaz bir karakter ancak bence kedinin esas bağı kullanıldığı sanat dalından ziyade o sanatı ortaya koyan sanatçı ile. Hayvanlarla yaşayanlar bilir, bir süre sonra bağlı olduğunuz hayvanınız siz olmayı becerir ve aranızda bir tutku başlar işte bu duygu o kişinin yaptığı her işe yansır.

Kadınlar biraz da kedi gibidir demiştiniz, sahipsiz hayvanlar yararına düzenlenen bir konserde. Hangi huylarınız benziyor kediye?

Eh öyle tabii, hem evcimen hem başına buyruk hem estetik hem duygusal, sizce öyle değil mi?

Buradan yola çıkarak kadınlar kediye, erkekler köpeğe daha yakın diyebilir miyiz?

Hayır, sadece kediler değil kız köpekler de kadınlara benziyor. Benim bir kız bir erkek köpeğim var 8 yılı aşkın bir süredir birlikte yatıp birlikte kalkıp birlikte yaşıyoruz ve ben onları izleyerek kadın - erkek ilişkilerinde önemli bilgiler edindim. Kısacası durum, hayvanlarda da insanlarda olduğundan farklı değil. Wolf çok hareketli ve heyecanlı bir erkek, Eros ise  eve 2 aylıkken geldiğinde  çok yaramazdı ve Wolf Eros’a sert çıktığında ilk azarı Lolla’dan işitiyordu, bir aile düzeni vardı aralarında. Sonra Lolla hep önce sevilmek ve aralıksız sevilmek istiyor, bu duruma başka biri müdahale ettiğinde yani bir başka hayvan sevilmek istediğinde büyük olay çıkartıyor, kıskanç yani… Wolf’ün yanında başka bir dişi görmeye tahammülü yok hemen terslenip öbür dişiye hayatı zindan ediyor ve inanın bunu gayet akıllıca yapıyor. Ama buna karşılık Wolf’ü hayatta hiçbir şey kızların peşinden koşmaktan vazgeçiremiyor. Daha buna benzer çok örnek var. Sonuçta hem kedilerde, hem köpeklerde dişi ve erkekler insanlar gibi davranıyor.

Kısırlaştırma hakkındaki fikirleriniz nedir?

Sokakta yaşayan hayvanlar iklim, açlık gibi zor koşullara zamanla ayak uydurmuşlar. Ancak şiddet ve itlaf anlaşılır gibi değil. Yıllar evvel çalıştığım bir şirketin bulunduğu apartmanda insanların itlaf için belediyeye dilekçe yazıp imza topladıklarına şahit oldum, tabii ki itiraz edip hayvanları koruma derneğine şikayet ettim ama pek bir işe yaradığını sanmıyorum.  Kısırlaştırmanın bu yoldaki en doğru önlem olduğuna inanıyorum hatta yerel idarelerin bunu organize edip mahalle sakinlerinden maddi yardım alabileceklerini dahi düşünüyorum. Öncelikle devamlı artan bir sokak nüfusunun önüne geçmek gerekli, sonra da satın alınan ya da eş dosttan edinilen cins hayvanların bakılamayarak sokağa bırakılması vahşetini bir durdurmak gerekiyor çünkü sokakta doğan hayvan gene bir nebze yaşama şansına sahip oysa diğerleri 5-6 ay sıcacık ev ortamına alıştırılıp sokağa bırakılınca bu doğrudan öldürmekle aynı anlama geliyor. Kısırlaştırma yaygınlaştırılıp ve sokağa bırakılmalar engellendiği takdirde 10 yıl içinde Türkiye sokak hayvanları sorununu halletmiş olacaktır. Ancak tabii ki eğitim şart, bu konuda bazı öğrenim görmüşlerin dahi çok cahilce davrandığına şahit oldum. 

Bir barınağı ziyaret ettiniz mi? İzlenimleriniz neydi?

Birkaç yıl önce Ortaköy’deki bir hayvan barınağını ziyaret etmiştim, çok büyük bir alana yayılmış değildi ama sokak hayvanlarını kısırlaştırma konusunda oldukça yoğun ve başarılı bir çalışma içindeydiler.
Yerel yönetimlerin İstanbul’un çiçeklendirilmesi ve güzelleştirilmesi için harcadıkları paraları düşününce sokak hayvanları konusunda da daha fazlasını yapabileceklerini düşünüyorum. Diğerini başaran şüphesiz bunu da başarır. Bu konuda gelişmiş ülkelerde çekilmiş, barınak ve ıslah örnekleri gösteren birçok belgesel seyrettim ve hiçbirinde sokaklardan toplanıp şehrin göbeğindeki tek ormana bırkılan hayvan sürülerine rastlamadım.

Zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.


14 Nisan 2008

  Yorumlar (2 adet)
Yorum Yaz  
Yazan: lisilusi Tarih: 26 Ocak 2009 Saat: 10:37
bence kediler insandır.kedilere iyi bakmalı onları korumaları sevmeliyiz.
Yazan: nuritorun Tarih: 19 Nisan 2008 Saat: 17:10
Sevgili Candan Erçetin, HER ÜLKENİN, HER DÖNEMİN, HER YAŞ GRUBUNUN BİR TOP ON LİSTESİ VARDIR.Ayrıca her insanın da kendisine özgü bir top on listesi vardır.Her şarkınız güzel, fakat iki tanesi Tetova tellerini titretiyorlar.Şimdi gönlümde hayvanseverler listesindede ilk on'a girdiniz.Size bunu yazarken, kucağımda kızımız tekir kızı PİTİ mırıl mırıl uyukluyor, bir yandanda kuyruk sallıyor. Günümüzde hayvansever insanlar nedense çok azaldı. Bayrak hiçbir zaman düşmemeli.Bu harika ve güzel canlılar, en az bizim kadar yaşamayı hakediyorlar.Hakları da var. Sevgi ve Saygılarımızla.
   İyi ki Doğdun:  İnci , Efe , Sarı , Sürmeli , Paşa , Efe , Haydut , Kumpas , Soytarı , Lokum
Tasarım ve İçerik ZERON Üyelik Sözleşmesi, Kullanım Şartları ve Copyright © 2006